Kısırlık ve Tüp Bebek

Kısırlık, dünya çapında yaygın olarak görülen ve çiftlerin %10’undan fazlasında mevcut bir durumdur. İnsanlar tarafından fiziksel stres olarak kabul edilir ve depresyona, sosyal izolasyona ve düşük yaşam kalitesine sebep olabilir. Kısırlık tedavilerinin tarihi incelendiğinde, kısır bireyler için küçük tıbbi yardımların oluştuğu ya da bazı belirsiz tedavi yöntemlerinin oluştuğu ve bu nedenle bazı bireylerin sağlıklarını ve hatta hayatlarını riske attıkları görülür. Kısır dişi bireylerde, fallopi tüpleri zarar görmüş ise bu bozukluk sperm ile yumurtanın temasına engel olur. Erkek bireylerde ise döllenme sperm kalitesi ile doğru orantılıdır ve bozuk spermler döllenme gerçekleştiremez.

1950’li yıllarda, Dr. Robert G. Edwards dünya üzerinde pek çok çiftin ortak sorunu olan kısırlık için tüp bebek tedavisini geliştirmeye başladı. 28 yıl süren yoğun çalışmalar sonunda 1978 yılında dünyaya gelen ilk sağlıklı tüp bebeğin doğumuyla yıllar süren çalışmaların başarısı kanıtlanmış oldu. Edwards’ın bu uzun ve devamlılık gerektiren çalışmaları kısırlık hastalığının tedavisinde çığır açtı.

Dünyanın ilk sağlıklı tüp bebeği olan Louise Brown’ın doğumuyla birlikte, Edwards ve çalışma ortağı Streptoe, tüp bebek yöntemini geliştirmek üzere Cambridge’de bir klinik açtılar. Bourn Hall Kliniği’nde tüp bebek yöntemiyle oluşan gebeliklerin sağlıklı doğumlarla sonuçlanmasıyla, bu yöntemin ürünü ikinci ve üçüncü bebekler de dünyaya geldi. Bourn Hall, tüp bebek çalışmalarını çok hızlı bir şekilde geliştirdi ve gün geçtikçe sağlıklı doğum sayısında artış görüldü. Bugün ise yaklaşık 4 milyon bebek bu yöntemle dünyaya gelmiştir ve kısır kadınların büyük çoğunluğu tüp bebek tedavisine başvurmaktadır. Tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelen Louis Joy Brown şu an üretken bir yetişkindir ve onun çocukları doğal yollardan bebek sahibi olabilir.

Tıbbi Gelişmeler

Edwards’ın bu kahramanlığı diğer araştırmacılar tarafından da çekicilik kazandı ve bu üreme şeklinin bir bilim dalı haline gelmesini sağladı. Vajinal ulrason ile oositlerin gözlemlenmesinde ciddi araştırmalar yapıldı ve fazla embriyoların dondurulması yöntemi ortaya çıktı. Böylece kanser hastalığı nedeniyle yumurtalığı alınan veya yumurtlama hormonlarında bozukluk görülen kişiler için önemli bir gelişme olan bu yöntem 1994 yılında açıklandı. Ayrıca erkeklerde görülen kısırlık için de bir yöntem geliştirildi ve yumurtanın içine sperm enjekte edilerek döl oluşturulabileceği keşfedildi.

Edwards’ın embriyonik hücreler ve blastosit üzerindeki çalışmaları etkiliydi ve gelecek için umut verici bir gelişmeydi. Ayrıca tüp bebek yönteminde, embriyoların genetik testi yapıldıktan sonra yalnızca sağlıklı olanların anneye transfer edilmesi de etkili bir gelişmedir. PDG, kromozom bozukluklarından ya da başka hastalıklardan etkilenerek sağlıksız bebek doğumlarının önceden tespit edilerek, erken önlem alınmasını sağlar.

Tüp Bebek Yöntemiyle Dünyaya Gelen Çocukların Sağlık Durumu

Tüp bebek yöntemi sonrası dünyaya gelen çocukların da, normal yolla doğan çocuklar gibi sağlıklı olup olmadıkları konusunda uzun süre çalışıldı. Tüp bebek yöntemiyle gerçekleşen doğumların çoklu olma sıklığı normal gebeliklere oranla daha yüksektir. Bunun sebebi birden fazla embriyonun anne rahmine yerleştirilmiş olmasıdır. Ancak çoklu doğumlarla birlikte erken doğum, sezaryen, düşük kilolu bebek doğumları ya da bebeklerde çeşitli hastalıklarla karşılaşılma riski de muhtemeldir. Bu nedenle çeşitli ülkelerde zorunlu ya da gönüllü olarak sadece bir embriyonun anneye transfer edilmesi konusunda bazı prosedürler ortaya çıktı ve bununla birlikte, tüp bebek yönteminden sonra oluşan çoklu doğumlar çarpıcı bir biçimde azaldı. Tek embriyo transfer politikasının başlamasına rağmen erken doğumların olması engellenemedi ve bu durum annelerin yaşlarının hayli büyük olmasıyla ilişkilendirildi. Tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelen çocukların sakat olma risklerinin yüksek çıkmasının, yapılan gözlemlerdeki kontrol gruplarının kendine has etkinlikleri olduğu ve bunun yöntem bilimsel bir sınırlama olduğu açıklandı.

2010 Yılı Nobel Tıp Ödülü

Robert G. Edwards insanlarda kısırlık tedavisi için bir yöntem geliştirdi. Bu buluş insanların soylarını devam ettirebilmeleri açısından devrimsel bir nitelikteydi. Tüp bebek yöntemi sayesinde üreme bir bilim dalı haline geldi. Bugün yeni doğan bebeklerin %2-3’ü, kısır bireylerin tüp bebek kliniklerinden yardım alarak dünyaya getirdikleri bebeklerdir. Tüp bebek yöntemi, ayrıca, erkekte görülen kısırlığın tedavisinde de yol gösterici niteliktedir. 2010 yılı Nobel Tıp Ödülü, milyonlarca kısır bireyin hayatını etkileyerek onlara çocuk sahibi olma şanı veren Robert G. Edwards’a verildi.

Kaynaklar