CİTANEST %2 ENJEKSİYONLUK SOLÜSYON İÇEREN FLAKON



CİTANEST® %2 ENJEKSİYONLUK SOLÜSYON İÇEREN FLAKON

Steril, apirojen

FORMÜLÜ

20 mL'lik her flakonda

Prilokain hidroklorür 400 mg (20 mg/mL)

Metil parahidroksibenzoat (koruyucu) 20 mg (1 mg/mL)

Sodyum klorür 120 mg (6 mg/mL)

Enjeksiyonluk su q.s.

Solüsyonun pH'I sodyum hidroksit veya hidroklorik asit kullanılarak
6.8-6.9'a ayarlanmıştır.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Prilokain hidroklorür, amid grubu bir lokal anesteziktir.

Prilokain özellikle intravenöz bölgesel anestezi (Bier bloğu)
ve yüksek doz gerektiren sinir bloklarında önerilir.

Prilokain, diğer lokal anestezikler gibi, sinir membranından
sodyum iyonlarının hücre içine geçişini engelleyerek, sinir lifleri boyunca uyarının
iletilmesini geçici olarak bloke eder. Amid grubu lokal anesteziklerin, sinir membranlarındaki
sodyum kanalları üzerinden etki gösterdikleri kabul edilmektedir.

Prilokainin pKa sabiti 7.9'dur ve N-heptan/pH 7.4 buffer partitüsyon
katsayısı 0.9'dur.

Prilokain uygulamasından sonra en yüksek plazma konsantrasyonuna
ulaşma süresi, doza, uygulama yoluna, uygulama bölgesinin damarsal açıdan zenginliğine
ve vazokonstriktör madde eklenip eklenmemesine bağlı olarak değişir. 200-600 mg
dozları arasında uygulanan prilokain miktarı ile en yüksek plazma konsantrasyonu
arasında doğrusal bir bağlantı vardır.

En yüksek plazma konsantrasyonları interkostal sinir bloklarında
görülür. Diğerleri azalma sırasına göre, lumbar epidural aralığa uygulanan enjeksiyonlar,
brakiyal pleksus gibi büyük sinir blokları ve subkutan enjeksiyondur.

Prilokain, kandan hızla dağılır ve dağılım hacmi 190-260 L arasındadır.
Prilokain, plazmada başta alfa 1-asit glikoprotein olmak üzere %40-55 oranında proteinlere
bağlı olarak bulunur.

Prilokainin küçük bir oranı (<%5), idrarla değişmeden atılır.

Prilokain, karaciğerde temel olarak amid hidrolizi ile metabolize
olarak o-toluidin ve N-propilamine dönüşür. o-toluidin, daha sonra hidroksilasyonla
methemoglobinemiden sorumlu olduğu düşünülen 2-amino-3-hidroksitoluen ve 2-amino-5-hidroksitoluen
metabolitlerine dönüşür.

Prilokainin terminal eliminasyon yarılanma süresi 1.6 saattir.

Ağır karaciğer sirozu ve konjestif kalp yetmezliği gibi hastalıkların
prilokainin dağılımını ne şekilde etkilediği kesin olarak bilinmemektedir.

Prilokain plasentadan geçer ve anne ile fetüsteki serbest plazma
konsantrasyonları benzer düzeydedir. Fetal asidoz varsa, fetüsteki konsantrasyon
daha yüksek olabilir. Yenidoğanlarda prilokainin eliminasyon yarılanma süresi hakkında
bilgi yoktur.

ENDİKASYONLARI

Citanest, lokal infiltrasyon, küçük ve büyük sinir blokları,
epidural blok ve artroskopi dahil çeşitli anestezi yöntemlerinde kullanılabilir.
Intravenöz bölgesel anestezide ilk ilaç olarak prilokainin tercih edilmesi önerilmektedir.

KONTRENDİKASYONLARI

Amid grubu lokal anesteziklere ya da bileşiminde bulunan diğer
maddelere aşırıduyarlı olan hastalarda, konjenital ya da idiyopatik methemoglobinemili
hastalarda kullanılmamalıdır.

UYARILAR / ÖNLEMLER

En basit olan anestezi teknikleri dışında kalan bölgesel ve ya
diğer lokal anestezi girişimleri, gerekli donanımın ve personelin bulunduğu merkezlerde
uygulanmalı, hastanın izlenmesi ve acil resüsitasyon için gerekli olabilecek araç
ve gereçler kullanıma hazır durumda olmalıdır. Büyük bloklarda, lokal anestezik
enjeksiyonundan önce intravenöz damar yolu açılmalıdır. Hekimler, uygulanacak girişim
hakkında eğitimli olmalı ve yan etkiler, sistemik toksisite ya da diğer komplikasyonların
tanısı ve tedavisi konusunda deneyimli olmalıdır.

Bazı lokal anestezi girişimleri, kullanılan lokal anesteziğe
bağlı olmaksızın ciddi yan etkilere yol açabilir. Bu girişimlere örnek olarak aşağıdakiler
verilebilir:

Santral sinir blokları, özellikle hipovolemi mevcutsa kardiyovasküler
depresyona yol açabilir. Kardiyovasküler işlevleri yetersiz olan hastalarda epidural
anestezi dikkatle uygulanmalıdır.

Retrobulbar enjeksiyonlar çok ender olarak kraniyal subaraknoid
alana ula°arak geçici körlük, kardiyovasküler kolaps, apne ve konvülsiyonlara neden
olabilir. Bu tür durumlar derhal tedavi edilmelidir.

Lokal anesteziklerin retro ve peribulbar enjeksiyonlarında kalıcı
göz kası disfonksiyonu riski düşüktür. Bu riskin temel nedeni travma ve/veya ve
kas ve/veya sinirlerdeki toksik etkilerdir. Bu tür doku reaksiyonlarının ağırlığı
travmanın şiddetine, lokal anesteziğin konsantrasyonuna ve dokunun lokal anestezide
maruz kalma süresine bağlıdır. Bu nedenle, tüm lokal anesteziklerde olduğu gibi,
etkili olan en düşük konsantrasyonlar ve dozlar kullanılmalıdır. Vazokonstriktörler
ve diğer katkı maddeleri doku reaksiyonunu şiddetlendirebilir ve sadece endike ise
kullanılmalıdır.

Baş ve boyun bölgesindeki uygulamalarda yanlışlıkla bir artere
yapılan enjeksiyon, düşük dozlarda bile serebral semptomlara yol açabilir.

Paraservikal blok, bazen fetal bradikardi/taşikardiye neden olabilir.
Bu nedenle fetal kalp hızının dikkatle izlenmesi önerilir.

Tehlikeli yan etkileri önlemek üzere özel dikkat gerektiren
bazı hastalar

Lokal anestezikler miyokardiyal iletiyi baskılayabileceğinden
parsiyel ya da tam kalp bloğu olan hastalar.

Ağır anemi ya da kalp yetmezliği olan hastalarda methemoglobinemi
riskinin bulunduğu göz önüne alınmalıdır.

Ağır karaciğer ya da böbrek yetmezliği bulunan hastalar.

Yaşlı ve genel durumları bozuk olan hastalar.

Bu tür hastalarda sıklıkla bölgesel anestezi gerekli olur. Genel
anestezi uygulamak yerine, büyük bloklardan önce hastanın durumunun düzeltilmesi
için çaba gösterilmelidir.

Epidural anestezi, hipotansiyon ve bradikardiye neden olabilir.
Bu risk, anesteziden önce sıvı verilmesi ya da intramüsküler yoldan efedrin gibi
bir vazopresörün enjekte edilmesi ile azaltılabilir. Hipotansiyon görülen hastalara
derhal intravenöz yoldan 5-10 mg efedrin uygulanmalı ve gerektikçe tekrarlanmalıdır.

Koruyucu madde içeren lokal anestezik solüsyonların intratekal
anestezide kullanılması önerilmez.

Gebelik ve Laktasyonda Kullanım

Obstetrik anestezide 600 mg'ın üzerinde kullanıldığında, prilokain
metabolitleri annede ve bebekte klinik açıdan belirgin methemoglobinemiye neden
olabilir.

Lokal anesteziklere bağlı olarak, fetal bradikardi gibi yan etkilerin
en sık olarak paraservikal blok anestezisinde ortaya çıktığı bildirilmiştir. Bu
durumun nedeni, fetusa ulaşan anestezik konsantrasyonunun yüksek olması olabilir.

Prilokainin anne sütüne ne oranda geçtiği bilinmemektedir. Bununla
birlikte, anne sütü ile bebeğin aldığı prilokainin çok az olduğu tahmin edilmektedir.

Araç ve Makine Kullanmaya Etkisi

Doza bağlı olarak lokal anestezikler mental fonksiyonları çok
hafif olarak etkileyebilir ve lokomosyon ile koordinasyonu geçici olarak bozabilir.

YAN ETKİLER/ADVERS ETKİLER

Doz aşımı ve yanlışlık sonucu intravasküler enjeksiyon durumu
hariç olmak üzere, lokal anesteziklere bağlı yan etkiler çok ender görülür. Yan
etkiler ile epidural anestezide görülen kan basıncında düşme ve bradikardi gibi
fizyolojik etkilerin karıştırılmaması gereklidir. Doz aşımı ve istenmeden uygulanan
intravasküler enjeksiyonlarda yan etkiler şiddetli olabilir.

Alerjik reaksiyonlar: Amid türevi lokal anesteziklerde
alerjik reaksiyonlar (en ağırı anafilaktik şok) nadiren görülür. Bununla birlikte,
bileşiminde bulunan maddelerin de bu tür reaksiyonlara yol açabileği göz önüne alınmalıdır.

Nörolojik komplikasyonlar: Sinir travması, nöropati, anteriyor
spinal arter oklüzyonu, araknoidit gibi komplikasyonlar kullanılan lokal anesteziğe
bağlı olmaksızın bölgesel anestezi tekniğine bağlı olarak görülebilir.

Akut sistemik toksisite: Yanlışlıkla uygulanan intravasküler
enjeksiyon, hızlı emilim ya da doz aşımı sonucu yüksek sistemik düzeyler ortaya
çıkarsa, prilokain akut toksik etki gösterebilir.

Methemoglobinemi: Prilokain uygulandıktan sonra, methemoglobin
oluşmasına bağlı siyanoz ortaya çıkabilir. Göreceli olarak düşük dozlarda bile prilokain
enjeksiyonunun tekrarlanması, klinik açıdan belirgin methemoglobinemiye yol açabilir.
Bu nedenle, prilokainin sürekli bölgesel anestezide kullanılması önerilmez.

Uzun bir yarılanma süresine sahip ve birikim eğilimi gösteren
bir prilokain metaboliti olan ortotoluidin, hemoglobinin methemoglobine dönüşmesine
neden olur. Kandaki methemoglobin konsantrasyonu 1-2 g/100 mL'ye (normal hemoglobin
konsantrasyonunun %6-12'si) ulaştığında siyanoz meydana çıkar. Methemoglobin çok
yavaş olarak hemoglobine okside olur. Bu süreç, intravenöz yoldan uygulanan metilen
mavisi ile büyük oranda hızlandırılabilir.

Sağlıklı insanlarda oksijen taşıma kapasitesi çok az azalır ve
bu nedenle siyanoz genellikle asemptomatiktir. Ancak, ağır anemili hastalarda belirgin
bir hipoksemi ortaya çıkabilir. Akut hipoksemi ve/veya kalp yetmezliği gibi diğer
ağır siyanoz nedenlerinin bulunmadığının gösterilmesi önemlidir.

Yenidoğanlarda ve küçük bebeklerde methemoglobinemi riski yüksektir.
Bu nedenle, prilokain 6 aylıktan küçük olan bebeklerde kullanılmamalıdır.

Not: Düşük konsantrasyonlardaki methemoglobinemi bile
nabızdan yapılan oksimetri ölçümlerini etkileyerek oksijen satürasyonunu gerçekte
olduğundan daha düşük gösterir.

BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.

İLAÇ ETKİLEŞMELERİ VE DİĞER ETKİLEŞMELER

Sülfonamidler, sıtma ilaçları ve bazı nitrik bileşikleri gibi
methemoglobinemiye yol açabilecek ilaçlar, prilokainin bu yan etkisini güçlendirebilir.

Toksik etkileri aditif olduğundan, yapısal olarak lokal anesteziklere
benzeyen tokainid gibi antiaritmik ilaçların uygulandığı hastalarda prilokain kullanılırken
dikkatli olunmalıdır.

Prilokainin çözünürlüğü pH değeri 7.0'dan yüksek olan ortamlarda
sınırlıdır. Presipitasyon meydana gelebileceğinden, karbonat gibi alkali solüsyonların
eklenmesi düşünülüyorsa bu durum göz önüne alınmalıdır.

KULLANIM ŞEKLİ VE DOZ

Toksik reaksiyonları önlemek için intravasküler enjeksiyondan
kaçınmaya dikkat edilmelidir. Yüksek dozlar enjekte edileceği zaman (örneğin epidural
blokta olduğu gibi), test dozu olarak 3-5 mL adrenalin içeren prilokain uygulanması
önerilir. Kalp hızında geçici bir yükselme, yanlışlıkla uygulanan intravasküler
enjeksiyonun göstergesidir. Esas doz dakikada 100-200 mg hızında yavaş olarak ya
da artan dozlar şeklinde enjekte edilmeli, bu sırada hasta ile sürekli sözel temas
kurulmalıdır. Toksik semptomlar görülürse enjeksiyon derhal kesilmelidir.

Genel bir kural olarak, büyük sinirlerdeki tüm sinir liflerinde
tam bir blok sağlamak için yüksek konsantrasyonlar gereklidir. Küçük sinirlerde
ya da daha hafif blokların istendiği durumlarda (örneğin doğum ağrısının hafifletilmesi),
düşük konsantrasyonlar kullanılmalıdır. Uygulanan ilaç miktarının hacmi, anestezinin
yaygınlığını belirler.

Daha uzun süreli bir etki için, lokal anestezik ilacın enjekte
edilebileceği bir kateter kullanılabilir. Bu teknik epidural anestezide yaygın olarak
kullanılmaktadır ve brakiyal pleksus anestezisi ile interplevral analjezide de kullanılabilir.

Aşağıdaki tablo, ortalama bir erişkinde daha sık kullanılan tekniklerde
uygulanacak dozaja rehber olarak hazırlanmıştır. Gereken dozun hesaplanmasında,
hekimin deneyimi ve hastanın fiziksel durumu önemlidir. Tekrarlanan enjeksiyonlarda
olduğu gibi uzun süreli blok uygulanacaksa, toksik plazma konsantrasyonlarına ulaşma
ya da lokal sinir hasarı riskinin bulunduğu unutulmamalıdır.

Çocuklarda doz vücut ağırlığına göre 5 mg/kg kadar olmak üzere
hesaplanabilir. Methemoglobinemi riski nedeniyle 6 aylıktan küçük bebeklerde prilokain
enjeksiyonu önerilmez.

Tablo: Doz önerileri

Aşağıdaki tablo, ortalama bir erişkinde başarılı bir blok sağlamak
için gereken dozlar için bir rehber olarak hazırlanmıştır. Etkinin başlama süresi
ile etki süresi kişiler arasında büyük farklar gösterebilir ve kesin bir süre belirtmek
olanaksızdır.

DOZ AŞIMI

Akut sistemik toksisite

Yanlışlık sonucu damar içine enjekte edilmesi durumunda toksik
etkiler 1-3 dakika içinde ortaya çıkar. Enjeksiyon bölgesine bağlı olarak doz aşımlarında
en yüksek plazma konsantrasyonları 20-30 dakika içinde oluşur ve toksiste belirtileri
daha geç görülür. Toksik reaksiyonlar esas olarak merkezi sinir sistemi ve kardiyovasküler
sistem ile ilgilidir.

Merkezi sinir sistemi toksisitesi, bulgu ve belirtilerin giderek
şiddetlendiği bir durumdur. Ilk semptomlar ağız çevresinde parestezi, dilde uyuşma,
baş dönmesi, hiperakuzi ve kulak çınlamasıdır. Görme bozuklukları ve kas tremorları
daha ciddidir ve generalize konvülsiyonlardan önce görülür. Bu belirtiler nörotik
davranışlarla karıştırılmamalıdır. Daha sonra birkaç saniye ile birkaç dakika süren
şuur kaybı ve grand mal konvülsiyonlar ortaya çıkar. Kas aktivitesinin artmasına
ile normal solunumun etkilenmesi ve solunum yolunun kaybına bağlı olarak, konvülsiyonları
izleyen hipoksi ve hiperkarbi ortaya çıkar. Ağır vakalarda apne görülebilir. Asidoz,
lokal anesteziklerin toksik etkilerini güçlendirir.

Düzelme, lokal anestezik ilacın merkezi sinir sisteminden redistribüsyonu
ve metabolize edilmesi ile gerçekleşir. Çok yüksek miktarlarda ilaç enjekte edilmediyse,
düzelme kısa zamanda gerçekleşebilir.

Kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri ağır vakalarda ortaya
çıkar. Sistemik dolaşımda yüksek konsantrasyonlara ulaşmasıyla hipotansiyon, bradikardi,
aritmi ve hatta kardiyak arest görülebilir.

Kardiyovasküler toksik etkiler, hastaya genel anestezi uygulanmamış
ya da benzodiyazepin veya barbitürat gibi ilaçlarla ağır bir sedasyon sağlanmamış
ise, genellikle merkezi sinir sistemi toksisite belirtilerini takiben ortaya çıkar.

Akut toksisitenin tedavisi

Sistemik toksisite belirtileri ortaya çıkarsa, lokal anestezik
enjeksiyonuna derhal son verilmelidir.

Konvülsiyonlar ortaya çıkarsa tedavi gereklidir. Tüm ilaçlar
ve cihazlar kullanıma hazır durumda olmalıdır. Tedavinin amacı, oksijenizasyonun
devam etmesini sağlamak, konvülsiyonları durdurmak ve dolaşımı desteklemektir. Oksijen
verilmeli ve gerekiyorsa solunum desteklenmelidir. Konvülsiyonlar 15-20 saniye içinde
kendiliğinden durmazsa intravenöz yoldan bir antikonvülsan uygulanmalıdır. Intravenöz
yoldan uygulanan 100-150 mg tiopenton konvülsiyonları hızla durdurur. Etkisi daha
yavaş olmakla birlikte intravenöz yoldan 5-10 mg diazepam da uygulanabilir. Suksametonyum
da kas konvülsiyonlarını hızla durdurmakla birlikte, trakeal entübasyon ve kontrollü
ventilasyon gerektirdiğinden, sadece bu tür girişimler üzerinde deneyimli kişilerce
uygulanmalıdır.

Kardiyovasküler depresyon belirginse, intravenöz yoldan 5-10
mg efedrin verilmeli ve gerekiyorsa 2-3 dakika sonra tekrarlanmalıdır.

Dolaşım durması durumunda derhal kardiyopulmoner resüsitasyona
başlanmalıdır. Hipoksi ve asidoz lokal anesteziklerin sistemik toksisitesini arttırdığından,
oksijenizasyon, ventilasyon ve dolaşım desteği sağlamanın yanında asidozun da tedavi
edilmesi hayati bir önem taşır.

Mümkün olan en kısa sürede intravenöz ya da intrakardiyak yoldan
0.1-0.2 mg adrenalin uygulanmalı ve gerektiğinde tekrarlanmalıdır.

Methemoglobineminin tedavisi

Klinik açıdan belirgin methemoglobinemi, 1 mg/kg dozunda %1'lik
metilen mavisi solüsyonunun 5 dakikalık infüzyon şeklinde uygulanması ile tedavi
edilebilir. Siyanoz yaklaşık 15 dakika içinde kaybolur. Metilen mavisi yüksek konsantrasyonlarda
hemoglobini okside ettiğinden bu doz tekrarlanmamalıdır.

SAKLAMA KOŞULLARI

25°C altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.Dondurulmamalıdır.

Çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve ambalajında saklayınız.

TİCARİ TAKDİM ŞEKLİ VE AMBALAJ MUHTEVASI

20 mL'lik her flakonda 400 mg prilokain hidroklorür içeren ambalajlarda.

RUHSAT SAHİBİ ADI VE ADRESİ

AstraZeneca PLC, İngiltere lisansi ile AstraZeneca İlaç San.ve
Tic.Ltd.Şti. Büyükdere Cad. Yapı Kredi Plaza, B Blok,Kat 4 Levent - İstanbul

ÜRETİM YERİ İSİM VE ADRESİ

Eczacıbaşı İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş.Küçükkarıştıran 39780 Lüleburgaz

RUHSAT TARİH VE NUMARASI

21.01.2000 - 194/78 Reçete ile satılır.