PRİLOC ENJEKSİYONLUK SOLÜSYON İÇEREN FLAKON %2
- FORMÜLÜ
- FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER
- ENDİKASYONLARI
- KONTRENDİKASYONLARI
- UYARILAR / ÖNLEMLER
- GEBELER VE EMZİREN ANNELERDE KULLANIMI
- YAN ETKİLER / ADVERS ETKİLER
- İLAÇ ETKİLEŞİMLERİ VE DİĞER ETKİLEŞMELER
- KULLANMA ŞEKLİ VE DOZU
- DOZ AŞIMI
- SAKLAMA KOŞULLARI
- TİCARİ TAKDİM ŞEKLİ VE AMBALAJ İÇERİĞİ
- RUHSAT SAHİBİNİN İSİM VE ADRESİ
- RUHSAT TARİHİ VE NUMARASI
- ÜRETİM YERİNİN ADI VE ADRESİ
PRİLOC ENJEKSİYONLUK SOLÜSYON İÇEREN FLAKON %2
FORMÜLÜ
FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER
Farmakodinamik Özellikler
Prilokain hidroklorür amid tipi bir lokal anesteziktir. rilokain
özellikle intravenöz bölgesel anestezi (Bier bloğu) ve yüksek doz gerektiren sinir
bloklarında önerilir. Prilokain diğer lokal anestezikler gibi, sinir membranından
sodyum iyonlarının hücre içine geçişini engelleyerek, sinir lifleri boyunca uyarının
iletilmesini geçici olarak bloke eder. Amid grubu lokal anesteziklerin, sinir membranlarındaki
sodyum kanalları üzerinden etki gösterdikleri kabul edilmektedir.
Farmakokinetik özellikleri
Emilim: Prilokain uygulamasından sonra en yüksek plazma
konsantrasyonuna ulaşma süresi, doza, uygulama yoluna, uygulama bölgesinin damarsal
açıdan zenginliğine ve vazokonstriktör madde eklenip eklenmemesine bağlı olarak
değişir. 200-600 mg dozları arasında uygulanan prilokain miktarı ile en yüksek plazma
konsantrasyonu arasında ki ilişki doğrusaldır.
En yüksek plazma konsantrasyonları inter kostal sinir bloklarında
görülür. Diğerleri azalma sırasına göre, lumber epidural aralığına uygulanan enjeksiyonlar,
brakiyal pleksus gibi büyük sinir blokları ve subkutan enjeksiyondur.
Dağılım: Prilokain, kandan hızla dağılır ve dağılım hacmı
190-260 L arasındadır. Prilokain plazmada başta alfa 1-asit glikoprotein olmak üzere
%40-55 oranında proteinlere bağlı olarak bulunur.
Ağır akciğer sirozu ve konjestif kalp yetmezliği gibi hastalıkların
prilokainin dağılımını ne şekilde etkilediği kesin olarak bilinmemektedir.
Metabolizma: Prilokain karaciğerde temel olarak amid hidrolizi
ile metabolize olarak o-toluidin ve N-propilamine dönüşür. o-toluidin daha sonra
hidroksilasyonla methemoglobinemiden sorumlu olduğu düşünülen 2-amino-3-hidroksitoluen
ve 2-amino-5-hidroksitoluen metabolitlerine dönüşür.
Atılım: Prilokain idrarla metabolitleri halinde atılır.
Küçük bir oranı (<%5) değişmeden atılır.
Prilokainin terminal eliminasyon yarılanma süresi 1.6 saat'tir.
ENDİKASYONLARI
PRILOC %2 flakon, lokal infiltrasyon, küçük ve büyük sinir blokları,
epidural blok ve artroskopi dahil çeşitli anestezi yöntemlerinde kullanılabilir.
İntravenöz bölgesel anestezide ilk ilaç olarak prilokainin tercih edilmesi önerilmektedir.
KONTRENDİKASYONLARI
Amid tipi lokal anesteziklere ya da bileşiminde bulunan diğer
maddelere aşırı duyarlı olan hastalarda, konjenital ya da idiyopatik methemoglobinemili
hastalarda kullanılmamalıdır.
UYARILAR / ÖNLEMLER
En basit olan anestezi teknikleri dışında kalan bölgesel veya
diğer lokal anestezi girişimleri, gerekli donanımın ve personelin bulunduğu merkezlerde
uygulanmalı, hastanın izlenmesi ve acil resüsitasyon için gerekli olabilecek araç
ve gereçler kullanıma hazır durumda olmalıdır. Büyük bloklarda, lokal anestezik
enjeksiyonundan önce intravenöz damar yolu açılmalıdır. Hekimler uygulanacak girişim
hakkında eğitimli
olmalı ve yan etkiler, sistemik toksisite ya da diğer komplikasyonlarm
tanısı ve tedavisi konusunda deneyimli olmalıdır.
Bazı lokal anestezi girişimleri, kullanılan lokal anesteziye
bağlı olmaksızın ciddi yan etkilere yol açabilir. Bu girişimlere örnek olarak aşağıdakiler
verilebilir.
• Santral sinir blokları, özellikle hipovalemi mevcut ise kardiyovasküler
depresyona yol açabilir. Kardiyovasküler işlevleri yetersiz olan hastalarda epidural
anestezi dikkatle uyguianmalıdır.
• Retrobulbar enjeksiyonlar çok ender olarak kraniyal subaraknoid
alana ulaşarak geçici körlük, kardiyovasküler kollaps apne ve konvülziyonlara neden
olabilir. Bu tür durumlar derhal tedavi edilmelidir.
• Lokal anesteziklerin retro ve peribulbar enjeksiyonların da
kalıcı göz kası disfonksiyonu riski düşüktür. Bu riskin temel nedeni travma ve/veya
ve kas ve/veya sinirlerdeki toksik etkilerdir. Bu tür doku reaksiyonlarının ağırlığı
travmanın şiddetine, lokal anestezinin konsantasyonuna, ve dokunun lokal anestiğe
maruz kalma süresine bağlıdır. Bu nedenle tüm lokal anesteziklerde olduğu gibi,
etkili olan en düşük konsantrasyonlar ve dozlar kullanılmalıdır. Vazokonsriktörler
ve diğer katkı maddeleri doku reaksiyonunu şiddetlendirebilir ve sadece endike ise
kullanılmalıdır.
• Baş ve boyun bölgesindeki uygulamalarda yanlışlıkla bir artere
yapılan enjeksiyon, düşük dozlarda bile serebral semptomlara yol açabilir.
• Paraservikal blok, bazen fetal bradikardi/taşikardiye neden
olabilir. Bu nedenle fetal kalp hızının dikkatle izlenmesi önerilir.
Tehlikeli yan etkileri önlemek üzere özel dikkat gerektiren
bazı hastalar
• Lokal anestezikler miyokardiyal iletiyi baskılayabileceğinden
parsiyel ya da tam kalp bloğu olan hastalar.
• Ağır anemi ya da kalp yetmezliği olan hastalarda methemoglobinemi
riskinin bulunduğu göz önüne alınmalıdır.
• Ağır karaciğer ya da böbrek yetmezliği bulunan hastalar.
• Yaşlı ve genel durumları bozuk olan hastalar.
Bu tür hastalarda sıklıkla bölgesel anestezi gerekli olur. Genel
anestezi uygulamak yerine, büyük bloklardan önce hastanın durumunun düzeltilmesi
için çaba gösterilmelidir.
Epidural anestezi, hipotansiyon ve bradikardiye neden olabilir.
Bu risk, anesteziden önce sıvı verilmesi ya da intramüsküler yoldan efedrin gibi
bir vazopresörün enjekte edilmesi ile azaltılabilir. Hipotansiyon görülen hastalara
derhal intravenöz yoldan 5-10 mg efedrin uygulanmalı ve gerektikçe tekrarlanmalıdır.
Koruyucu madde içeren lokal anestezik solüsyonlarının intratekal
anestezide kullanılması önerilmez.
GEBELER VE EMZİREN ANNELERDE KULLANIMI
Gebelik kategorisi: B.
Obstetrik anestezide 600 mg'ın üzerinde kullanıldığında, prilokain
metabolitleri annede ve bebekte klinik açıdan belirgin methemoglobinemi'ye neden
olabilir.
Lokal anesteziklere bağlı olarak, fetal bradikardi gibi yan etkilerin
en sık olarak paraservikal blok anestezisinde ortaya çıktığı bildirilmiştir. Bu
durumun nedeni, fetusa ulaşan anestezik konsantrasyonunun yüksek olması olabilir.
Prilokainin anne sütüne ne oranda geçtiği bilinmemektedir. Bununla
birlikte anne sütü ile bebeğin aldığı prilokainin çok az olduğu tahmin edilmektedir.
Tavsiye edilen dozda kullanıldığında bebek üzerinde genellikle risk teşkil edecek
etkisi yoktur.
Araç ve makine kullanmaya etkisi
Doza bağlı olarak lokal anestezikler mental fonksiyonları çok
hafif olarak etkileyebilir, motor fonksiyonlar ve koordinasyonu geçici olarak bozabilir.
YAN ETKİLER / ADVERS ETKİLER
Doz aşımı ve yanlışlık sonucu intravasküler enjeksiyon durumu
hariç olmak üzere, lokal anesteziklere bağlı yan etkiler çok ender görülür. Yan
etkiler ile epidural anestezide görülen kan basıncında düşme ve bradikardi gibi
fizyolojik etkilerin karıştırılmaması gereklidir. Doz aşımı ve istenmeden uygulanan
intravasküler enjeksiyonlarda yan etkiler şiddetli olabilir.
Alerjik reaksiyonlar: Amid türevi lokal anesteziklerde
alerjik reaksiyonlar (en ağırı anaflaktik şok) nadiren görülür, bununla birlikte
bileşiminde bulunan diğer maddelerin de bu tür reaksiyonlara yol açabileceği göz
önüne alınmalıdır.
Nörolojik komplikasyonlar: Sinir travması, nöropati, anteriyor
spinal arter oklüzyonu, araknoidit gibi komplikasyonlar kullanılan lokal anesteziğe
bağlı olmaksızın bölgesel anestezi tekniğine bağlı olarak görülebilir.
Akut sistemik toksisite: Yanlışlıkla uygulanan intravasküler
enjeksiyon, hızlı emilim ya da doz aşımı sonucu yüksek sistemik düzeyler ortaya
çıktığında prilokain akut toksik etki gösterebilir.
Methemoglobinemi: Prilokain uygulandıktan sonra, methemoglobin
oluşmasına bağlı siyanoz ortaya çıkabilir. Göreceli olarak düşük dozlarda bile prilokain
enjeksiyonunun tekrarlanması klinik açıdan belirgin methemoglobinemiye yol açabilir.
Bu nedenle, prilokainin sürekli bölgesel anestezide kullanılması önerilmez.
Uzun bir yarılanma süresine sahip ve birikim eğilimi gösteren
bir prilokain metaboliti olan ortotoluidin hemoglobinin methemoglobine dönüşmesine
neden olur. Kandaki methemoglobin konsantrasyonu 1-2 g/100 ml'ye (normal hemoglobin
konsantrasyonunun %6-12'si) ulaştığında siyanoz oluşur. Methemoglobin çok yavaş
olarak hemoglobine okside olur. Bu süreç intravenöz yoldan uygulanan metilen mavisi
ile büyük oranda hızlandırılabilir.
Sağlıklı insanlarda oksijen taşıma kapasitesi çok az azalır ve
bu nedenle siyanoz genellikle asemptomatiktir. Ancak ağır anemili hastalarda belirgin
bir hipoksemi ortaya çıkabilir. Akut hipoksemi ve/veya kalp yetmezliği gibi diğer
ağır siyanöz nedenlerinin bulunmadığının gösterilmesi önemlidir.
Yeni doğanlarda ve küçük bebeklerde methemoglobinemi riski yüksektir.
Bu nedenle prilokain 6 aylıktan küçük olan bebeklerde kullanılmamalıdır.
Not: Düşük konsantrasyonlardaki methemoglobinemi bile
nabızdan yapılan oksimetri ölçümlerini etkileyerek oksijen satürasyonunu gerçekte
olduğundan daha düşük gösterir.
BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.
İLAÇ ETKİLEŞİMLERİ VE DİĞER ETKİLEŞMELER
Sülfonamidler, sıtma ilaçları ve bazı nitrit bileşikleri gibi
methemoglobinemiye yol açabilen ilaçlar prilokainin bu yan etkisini güçlendirebilir.
Toksik etkileri aditif olduğundan, yapısal olarak lokal anesteziklere
benzeyen tokainid gibi antiaritmik ilaçların uygulandığı hastalarda prilokain kullanılırken
dikkatli olunmalıdır.
Pilokainin çözünürlüğü pH değeri 7.0'dan yüksek olan ortamlarda
sınırlıdır. Çökme oluşabileceğinden karbonat gibi alkali solüsyonların eklenmesi
düşünülüyorsa bu durum göz önüne alınmalıdır.
KULLANMA ŞEKLİ VE DOZU
Toksik reaksiyonları önlemek için intravasküler enjeksiyondan
kaçınmaya dikkat edilmelidir. Yüksek dozlar enjekte edileceği zaman (örneğin epidural
blokta olduğu gibi) test dozu olarak 3-5 ml adrenalin içeren prilokain uygulanması
önerilir. Kalp hızında geçici bir yükselme, yanlışlıkla uygulanan intravasküler
enjeksiyonun göstergesidir. Esas doz dakikada 100-200mg hızında yavaş olarak ya
da artan dozlar şeklinde enjekte edilmeli, bu sırada hasta ile sürekli sözel temas
kurulmalıdır. Toksik semptomlar görülürse enjeksiyon derhal kesilmelidir.
Genel bir kural olarak, büyük sinirlerdeki tüm sinir liflerinde
tam bir blok sağlamak için yüksek konsantrasyonlar gereklidir. Küçük sinirlerde
daha hafif blokların istendiği durumlarda (örneğin doğum ağrısının hafifletilmesi),
düşük konsantrasyonlar kullanılmalıdır. Uygulanan ilaç miktarının hacmi anestezinin
yaygınlığını belirler.
Daha uzun süreli bir etki için, lokal anestezik ilacın enjekte
edilebileceği bir kateter kullanılabilir. Bu teknik epidural anestezide yaygın olarak
kullanılmaktadır ve brakiyal pleksus anestezisi ile interplevral anastezide de kullanılabilir.
Aşağıdaki tablo, ortalama bir erişkinde daha sık kullanılan tekniklerde
uygulanacak dozaja rehber olarak hazırlanmıştır. Gereken dozun hesaplanmasında,
hekimin deneyimi ve hastanın fiziksel durumu önemlidir. Tekrarlanan enjeksiyonlarda
olduğu gibi uzun süreli blok uygulanacaksa, toksik plazma konsantrasyonlarına ulaşma
ya da lokal sinir hasarı riskinin bulunduğu unutulmamalıdır.
Çocuklarda doz vücut ağırlığına göre 5mg/kg kadar olmak üzere
hesaplanabilir. Methemoglobinemi riski nedeniyle 6 aylıktan küçük bebeklerde prilokain
enjeksiyonu önerilmez.
Tablo: Doz önerileri
Aşağıdaki tablo, ortalama bir erişkinde başarılı bir blok sağlamak
için bir rehber olarak hazırlanmıştır. Etkinin başlama süresi ile etki süresi kişiler
arasında büyük farklar gösterebilir ve kesin bir süre belirtmek
olanaksızdır.
* Turnike enjeksiyondan en az 20-30 dakika geçtikten sonra çözülmelidir.
** Doza test dozu dahildir.
DOZ AŞIMI
Akut sistemik toksisite
Yanlışlık sonucu damar içine enjekte edilmesi durumunda toksik
etkiler 1-3 dakika içinde ortaya çıkar. Enjeksiyon bölgesine bağlı olarak doz aşımlarında
en yüksek plazma konsantrasyonları 20-30 dakika içinde oluşur ve toksisite belirtileri
daha geç görülür. Toksik reaksiyonlar esas olarak merkezi sinir sistemi ve kardiyovasküler
sistem ile ilgilidir.
Merkezi sinir sistemi toksisitesi; bulgu ve belirtilerin giderek
şiddetlendiği bir durumdur. İlk semtomlar ağız çevresinde parestezi, dilde uyuşma,
baş dönmesi, hiperakuzi ve kulak çınlamasıdır. Görme bozuklukları ve kas tremorları
daha ciddidir ve jeneralize konvülsiyonlardan önce görülür. Bu belirtiler nörotik
davranışlarla karıştırılmamalıdır. Daha sonra birkaç saniye ile birkaç dakika süren
bilinç kaybı ve grand mal konvülziyonları ortaya çıkar. Kas aktivitesinin artması
ile normal solunumun etkilenmesi ve solunum yolunun kaybına bağlı olarak, konvülziyonları
izleyen hipoksi ve hiperkarbi ortaya çıkar. Ağır vakalarda apne görülebilir. Asidoz,
lokal anesteziklerin toksik etkilerini güçlendirir.
Düzelme, lokal anestezik ilacın merkezi sinir sisteminden redistribüsyonu
ve metabolize edilmesi ile gerçekleşir. Çok yüksek miktarlarda ilaç enjekte edilmemiş
ise düzelme kısa zamanda gerçekleşebilir.
Kardiyovasküler sistem üzerinde etkileri ağır vakalarda ortaya
çıkar. Sistemik dolaşımda yüksek konsantrasyonlara ulaşmasıyla hipotansiyon, bradikardi,
aritmi ve hatta kardiyak arest görülebilir.
Kardiyovasküler toksik etkiler hastaya genel anestezi uygulanmamış
ya da benzodiyazepin veya barbitürat gibi ilaçlarla ağır bir sedasyon sağlanmamış
ise, genellikle merkezi sinir sistemi toksisite belirtilerini takiben ortaya çıkar.
Akut toksisitenin tedavisi
Sistemik toksisite belirtileri ortaya çıkarsa, lokal anestezik
enjeksiyonuna derhal son verilmelidir.
Konvülsiyonlar ortaya çıkarsa tedavi gereklidir. Tüm ilaçlar
ve cihazlar kullanıma hazır durumda olmalıdır. Tedavinin amacı, oksijenizasyonun
devam etmesini sağlamak, konvülziyonları durdurmak ve dolaşımı desteklemektir. Oksijen
verilmeli ve gerekiyorsa solunum desteklenmelidir. Konvülsiyonlar 15-20 saniye içinde
kendiliğinden geçmez ise intravenöz yoldan bir antikonvülsan uygulanmalıdır. İntravenöz
yoldan uygulanan
100-150 mg tiopenton kovülsiyonları hızla durdurur. Etkisi daha
yavaş olmakla birlikte intravenöz yoldan 5-10 mg diazepam da uygulanabilir. Süksametonyumda
kas konvülsiyonlarını hızla durdurmakla birlikte trakeal entübasyon ve kontrollü
ventilasyon gerektiğinden, sadece bu tür girişimler üzerinde deneyimli kişilerce
uygulanmalıdır.
Kardiyovasküler depresyon belirtisinde; intravenöz yoldan 5-10
mg efedrin verilmeli ve gerekiyorsa 2-3 dakika sonra tekrarlanmalıdır.
Dolaşım durması durumunda derhal kardiyopulmoner resüsitasyon
başlanmalıdır. Hipoksi ve asidoz, lokal anesteziklerin sistemik toksisitesini arttırdığından,
oksijenasyon, ventilasyon ve dolaşım desteği sağlamanın yanında asidozun da tedavi
edilmesi hayati bir önem taşır.
Mümkün olan en kısa sürede intravenöz ya da intrakardiyak 0,1-0,2
mg adrenalin uygulanmalı ve gerektiğinde tekrarlanmalıdır.
Methemoglobineminin tedavisi
Klinik açıdan belirgin methemoglobinemi, lmg/kg dozunda %1'lik
metilen mavisi solüsyonunun 5 dakikalık infüzyon şeklinde uygulanması ile tedavi
edilebilir. Siyanoz yaklaşık 15 dakika içinde kaybolur. Metilen mavisi yüksek konsantrasyonlarda
hemoglobini okside ettiğinden bu doz tekrarlanmamalıdır.
SAKLAMA KOŞULLARI
25°C altındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır, dondurulmamalıdır.
ÇOCUKLARIN GÖREMEYECEĞİ VE ERİŞEMEYECEĞİ YERDE VE AMBALAJINDA
SAKLAYINIZ.
TİCARİ TAKDİM ŞEKLİ VE AMBALAJ İÇERİĞİ
20 ml'lik her flakonda 400 mg prilokain hidroklorür içeren ambalajlarda
RUHSAT SAHİBİNİN İSİM VE ADRESİ
VEM İlaç Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Yeşilyurt Sokak -
3/2 Çankaya - ANKARA
RUHSAT TARİHİ VE NUMARASI
11.02.2008 - 214/56
ÜRETİM YERİNİN ADI VE ADRESİ
İdol ilaç Sanayi ve ticaret A.Ş -İSTANBUL Reçete ile satılır.





















