TOFRANİL DRAJE 10 mg

UYARI: 

Bu Bölümdeki Bilgiler Yalnızca Sağlık Alanında Uzman Kişiler İçindir!

Firma: 
NOVARTIS

FORMÜLÜ

Bir draje 10 mg imipramin hidroklorür içerir.

Yardımcı maddeler: Titan dioksit, kırmızı demir oksit, şeker.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Farmakodinamik Özellikleri

Etki mekanizması

İmipramin bir trisiklik antidepresan olup alfa-adrenolitik, antihistaminik, antikolinerjik ve 5-HT-reseptör blokajı gibi çeşitli farmakolojik özelliklere sahiptir. Ancak başlıca terapötik aktivitenin nöronlardaki noradrenalin ve serotonin (5-HT) geri-alımının inhibisyonu şeklinde olduğuna inanılmaktadır.

İmipramin "karma" bir geri-alım inhibitörüdür; örn. noradrenalin ve serotonin geri-alımını aynı derecede inhibe eder.

Farmakokinetik Özellikleri

Emilim

İmipramin hidroklorür, gastrointestinal kanaldan hızla ve hemen hemen tamamen emilir. Besinler, emilimi veya biyoyararlanımı etkilemez. Oral yoldan alınan imipramin karaciğerden ilk geçişi sırasında kısmen, yine antidepresif aktiviteye sahip bir metabolit olan desmetilimipramine dönüşür. 10 gün boyunca günde 3 defa 50 mg kullanılmasından sonra imipramin ve desmetilimipraminin ortalama kararlı durum plazma konsantrasyonları, sırasıyla 33-85 ng/ml ve 43-109 ng/ml olarak bulunmuştur.

Dağılım

İmipraminin %86 kadarı plazma proteinlerine bağlanır. Beyin-omurilik sıvısındaki ve plazmadaki imipramin konsantrasyonları arasında yakın bağlantı vardır. İmipraminin sanal dağılım hacmi, 21 litre/kg civarındadır.

İmipramin ve metaboliti desmetilimipramin, plazmada bulunanla benzer konsantrasyonlarda anne sütüne geçer.

Biyotransformasyon

İmipramin, karaciğerde geniş kapsamlı olarak metabolize edilir. Metabolizması daha çok demetilasyon, daha az olarak da hidroksilasyon yoluyladır. Her iki metabolik yol da genetik kontrol altındadır.

Eliminasyon

İmipramin plazmadan, ortalama yarı-ömrü 19 saat olacak şekilde uzaklaştırılır. Verilen dozun %80'i idrarla ve %20'si dışkıyla, inaktif metabolitler şeklinde vücuttan atılır. İdrardaki değişmemiş imipramin ve aktif metaboliti olan desmetilimipramin oranları, dozun yaklaşık sırasıyla %5 ve %6'sı kadardır. Sadece küçük miktarlar feçesle atılır.

Özel hasta grupları

Yaşlı hastalardaki imipramin plazma konsantrasyonları, metabolik klirensin azalmış olması nedeniyle gençlerdekinden daha yüksektir.

Çocuklardaki ortalama klirens ve eliminasyon yarı-ömrü, erişkin kontrollerdekinden anlamlı şekilde farklı değildir ama bu bakımdan hastadan hastaya büyük değişiklikler gösterir. İleri derecede böbrek bozukluğu olan hastalarda imipramin ve konjuge olmayan, aktif metabolitlerinin idrara çıkarılmasında değişiklik olmaz. Ancak, biyolojik bakımdan inaktif oldukları kabul edilen konjuge metabolitlerin kararlı durum plazma konsantrasyonları yükselir. Bu bilginin klinik önemi bilinmemektedir.

ENDİKASYONLARI

Depresyonun tüm şekilleri; endojen, organik ve psikojenik şekiller ve kişilik bozuklukları veya kronik alkolizme eşlik eden depresyon dahil;

Panik ataklar;

Kronik ağrılı durumlar;

Gece korkusu;

Enurezis nokturna (sadece 5 yaşındaki veya daha büyük çocuklarda ve sadece organik nedenlerin olmadığı durumlarda).

KONTRENDİKASYONLARI

İmipramin veya içerdiği herhangi bir maddeye karşı aşırı duyarlık veya dibenzazepin grubu trisiklik antidepresanlara karşı çapraz duyarlık. Tofranil, bir MAO inhibitörüyle birlikte veya MAO inhibitörü tedavisinden 14 gün önce veya sonra kullanılmamalıdır (bkz. İlaç Etkileşmeleri ve Diğer Etkileşmeler). Moklobemid gibi selektif, reversibl MAO-A inhibitörüyle birlikte de kullanılmamalıdır. Yakın zamanda geçirilmiş miyokard enfarktüsü.

UYARILAR / ÖNLEMLER

Trisiklik antidepresanların konvülsiyon eşiğini düşürdükleri bilinmektedir ve bu nedenle Tofranil, epilepsi hastalarında veya konvülsiyonlara zemin hazırladığı bilinen diğer faktörlerin bulunduğu hastalarda, örneğin çeşitli etiyolojilere bağlı beyin hasarı olanlarda, nöroleptiklerle birlikte kullanıldığı durumlarda, alkolün veya antikonvülsif özelliklere sahip ilaçların (örneğin benzodiazepinler) kullanılmasına son verildiği durumlarda son derece dikkatle kullanılmalıdır. Nöbetlerin ortaya çıkması, doza bağımlı gözükmektedir. Bu nedenle, önerilen toplam günlük Tofranil dozu aşılmamalıdır.

Kardiyovasküler bozukluğu olan hastalarda ve özellikle de kardiyovasküler yetmezliği, iletim bozuklukları (örneğin I-III derece atrioventriküler blok) veya aritmileri olanlarda dikkat etmek gerekir. Bu gibi hastalarda ve ayrıca da ileri yaştaki hastalarda kalp fonksiyonu ve EKG izlenmelidir.

Antikolinerjik özellikleri nedeniyle Tofranil, geçmişlerinde göz-içi basıncının yükselmesi, dar-açılı glokom veya idrar retansiyonu (örneğin prostat hastalıkları) bulunan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

Trisiklik antidepresanların ileri derecede karaciğer veya böbrek hastalığı olan hastalara ve hipertansif krizlere neden olabileceğinden adrenal medulla tümörleri (feokromositoma, nöroblastoma) olan hastalara verilmesi sırasında dikkatli olmak gerekir.

Panik hastalığı olan birçok hastada trisiklik antidepresan tedavisinin başlangıcında daha belirgin bir anksiyete görülür (bkz. Kullanım Şekli ve Dozu). Anksiyete düzeyindeki bu yanıltıcı artış en çok, tedavinin ilk birkaç günü görülür ve 2 hafta içerisinde genellikle ortadan kalkar.

Trisiklik antidepresanlar alan bazı şizofrenik hastalarında psikozun aktif duruma geçebildiği gözlenmiştir.

Bipolar etkili hastalıkların depresif fazında trisiklik antidepresan kullanan hastalarda mani veya hipomani atakları da bildirilmiştir. Bu gibi vakalarda; Tofranil dozajının azaltılması veya Tofranil kullanımına son vererek antipsikotik bir ilaç verilmesi gerekebilir. Bu tür ataklar yatıştıktan sonra gerekirse, düşük doz Tofranil tedavisine tekrar başlanabilir.

İntihar riski, ağır depresyonun ayrılmaz bir özelliğidir ve anlamlı bir remisyon elde edilinceye kadar devam edebilir. Tedavi başlangıcında benzodiazepinlerle veya nöroleptiklerle birlikte kombinasyon tedavisine ihtiyaç duyulabilir (bkz. Uyarılar/Önlemler ve İlaç Etkileşmeleri ve Diğer Etkileşmeler).

Postüral hipotansiyonu veya labil bir dolaşımı olan hastalarda kan basıncı düşebileceğinden, Tofranil tedavisine başlanmadan önce kan basıncının kontrol edilmesi önerilir.

İstenmeyen kardiyak etki olasılığı nedeniyle hipertiroidizmi olanlarda veya tiroid preparatlarını kullananlarda dikkatli olmak gerekir.

Karaciğer hastalığı olan hastalarda karaciğer enzim düzeylerinin belirli aralıklarla izlenmesi önerilir.

Tofranil ile sadece çok ender vakalarda lökosit sayısında değişiklikler bildirilmiş olmasına rağmen, özellikle tedavinin ilk birkaç ayı boyunca ve uzun süreli tedaviler sırasında belirli aralıklarla kan sayımı yapılmalı ve hasta ateş, boğaz ağrısı gibi semptomlar açısından izlenmelidir.

Benzer trisiklik antidepresanlar gibi, Tofranil de elektrokonvülsif tedaviyle birlikte ancak dikkatli bir gözetim altında uygulanmalıdır.

Durumları elverişli olan hastalar ve ileri yaştaki hastalarda, trisiklik antidepresanlar özellikle geceleri olmak üzere farmakojenik (delirium tipi) psikozlara neden olabilir. Bunlar, ilacın kesilmesinden sonraki birkaç gün içerisinde kaybolur.

Kronik kabızlık vakalarında dikkatli olmak gerekir. Trisiklik antidepresanlar, özellikle yaşlılarda ve yatalak hastalarda olmak üzere paralitik ileusa yol açabilir.

Genel veya lokal anestezi öncesinde anestezi uzmanı, hastanın Tofranil kullanmakta olduğu konusunda uyarılmalıdır (bkz. İlaç Etkileşmeleri ve Diğer Etkileşmeler).

Uzun süreli trisiklik antidepresan tedavisi sırasında diş çürüklerinde artış bildirilmiştir. Bu nedenle, uzun süreli tedaviler sırasında düzenli aralıklarla diş kontrolleri yapılmalıdır.

Trisiklik antidepresanların antikolinerjik etkisi nedeniyle gözyaşı miktarının azalması ve mükoid salgıların birikmesi, kontakt lens takan hastaların kornea epitelinde hasar meydana gelmesine yol açabilir.

Olası advers reaksiyonlar nedeniyle tedavi birdenbire sona erdirilmemelidir (bkz. Yan Etkiler/Advers Etkiler).

GEBELİK VE EMZİRME

Trisiklik antidepresanların kullanılmasıyla fetustaki advers etkiler (gelişme kusurları) arasında olası bir bağlantı kuran ender raporlar olduğundan, beklenen faydaların fetusta meydana gelebilecek zararlarından açıkça daha fazla olmadığı sürece gebelik sırasında Tofranil kullanılmamalıdır.

Anneleri doğuma kadar trisiklik antidepresan kullanmış olan yenidoğanlarda doğumu izleyen ilk birkaç saat veya gün boyunca dispne, letarji, kolik, iritabilite, hipotansiyon veya hipertansiyon ve tremor veya spazmlar gibi ilaç bırakma semptomları görüldüğü bildirilmiştir. Bu gibi semptomlara meydan vermemek için hesaplanan doğum tarihinden en az 7 hafta önce Tofranil tedavisine, eğer mümkünse son verilmelidir.

İmipramin ve metaboliti desmetilimipramin anne sütüne az miktarda geçtiğinden, bebeğini emziren annelerde Tofranil tedavisine yavaş yavaş son verilmeli ya da bebeğin anne sütüyle beslenmesinden vazgeçilmelidir.

ARAÇ VE MAKİNE KULLANMA YETENEĞİ ÜZERİNE ETKİLERİ

Tofranil kullanan hastalar bulanık görme, uyuşukluk ve diğer merkezi sinir sistemi semptomlarının (bkz. Yan Etkiler/Advers Etkiler) görülebileceği konusunda uyarılmalı ve kendilerine bu durumda araç ya da makine kullanmamaları, dikkat ve uyanıklık gerektiren herhangi bir iş yapmamaları söylenmelidir. Alkolün veya diğer ilaçların bu gibi etkileri şiddetlendirebileceği, hastalara anlatılmalıdır (bkz. İlaç Etkileşmeleri ve Diğer Etkileşmeler).

YAN ETKİLER / ADVERS ETKİLER

İstenmeyen etkiler genellikle hafif ve geçici olup, tedaviye devam edildiğinde ya da dozajın azaltılmasıyla ortadan kalkar. Bunlar, plazmadaki ilaç düzeyleriyle veya dozla her zaman bağlantılı değildir. İstenmeyen belirli etkilerin yorgunluk, uyku bozuklukları, ajitasyon, anksiyete, kabızlık ve ağız kuruması gibi depresyon semptomlarından ayırt edilmesi çoğu zaman zordur.

Şiddetli nörolojik veya psişik reaksiyonlar gelişirse, Tofranil tedavisi durdurulmalıdır.

İleri yaştaki hastalar antikolinerjik, nörolojik, psişik ve kardiyovasküler etkilere karşı özellikle duyarlıdır. Bu hastaların ilacı metabolize etme ve vücuttan uzaklaştırma yeteneklerinin azalmış olması, plazma konsantrasyonlarının terapötik dozlarda yükselmesi şeklinde bir risk yaratır.

Sıklık skalası: Sık sık > %10, Bazen > %1-10, Ender > %0.001-1, Çok ender < %0.001

Merkezi Sinir Sistemi

Psişik etkiler: Bazen uyuşukluk, yorgunluk, huzursuzluk, konfüzyon, delirium, disoriyentasyon, hallüsinasyonlar (özellikle yaşlılarda ve Parkinson hastalarında), anksiyete artışı, ajitasyon, uyku bozuklukları, depresyondan hipomani veya maniye geçiş; ender olarak psikotik semptomların aktivasyonu; çok ender olarak saldırganlık.

Nörolojik etkiler: Sık sık tremor; bazen sersemlik, baş ağrısı, paresteziler; ender olarak epilepsi nöbetleri; çok ender olarak EEG değişiklikleri, miyoklonus, dermansızlık, ekstrapiramidal semptomlar, ataksi, konuşma bozuklukları, ilaca bağlı ateş.

Antikolinerjik etkiler

Sık sık ağız kuruması, terleme, kabızlık, gözde akomodasyon bozuklukları, bulanık görme, sıcak basmaları; bazen miktürisyon sorunları; çok ender olarak midriyasis, glokom, paralitik ileus.

Kardiyovasküler sistem

Sık sık kalpleri normal olan hastalarda sinüs taşikardisi, postüral hipotansiyon, klinikte önemsiz EKG değişiklikleri (örn: ST ve T değişiklikleri); bazen: Aritmiler, iletim bozuklukları (örneğin QRS kompleksinin genişlemesi, PQ değişiklikleri, dal bloku), palpitasyonlar; çok ender olarak kan basıncının yükselmesi, kardiyak dekompansasyon, periferik vazospastik reaksiyonlar.

Gastrointestinal kanal

Bazen bulantı, kusma, iştahsızlık; çok ender stomatit dil lezyonları, abdominal hastalıkları.

Karaciğer

Bazen transaminazlarda yükselme; çok ender olarak sarılıkla birlikte veya yalnız başına hepatit.

Deri

Bazen alerjik deri reaksiyonları (deri döküntüsü, ürtiker); çok ender olarak lokal veya yaygın ödem, ışığa duyarlılık, kaşıntı, peteşiler, saç dökülmesi.

Endokrin sistem ve metabolizma

Sık sık kilo artışı ; bazen libido ve potens sorunları; çok ender olarak galaktore, memelerde büyüme, uygunsuz antidiüretik hormon salgılanması sendromu, kan şekerinde azalma veya artma, kilo kaybı.

Aşırı duyarlık

Çok ender olarak eozinofiliyle birlikte veya eozinofili olmaksızın alerjik alveolit (pnömonit), hipotansiyon dahil sistemik anafilaktik/anafilaktoid reaksiyonlar.

Kan

Çok ender olarak lökopeni, agranülositoz, trombositopeni, eozinofili, purpura.

Duyu organları

Çok ender olarak kulak çınlaması.

Diğer

Kullanımın birdenbire sona erdirilmesi veya dozun birdenbire azaltılması sonucu bazen şu semptomlar görülebilir : Bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, uykusuzluk, baş ağrısı, sinirlilik ve anksiyete.

BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.

İLAÇ ETKİLEŞMELERİ VE DİĞER ETKİLEŞMELER

MAO inhibitörleri : Tofranil, MAO inhibitörü tedavisinin kesilmesinden en az 2 hafta sonra verilmelidir (hipertansif kriz, hiperpireksi, miyoklonus, ajitasyon, nöbetler, delirium ve koma riski nedeniyle). Tofranil tedavisinden sonra MAO inhibitörü kullanmaya başlamadan önce de aradan aynı süre geçmelidir.Her iki durumda da Tofranil veya MAO inhibitörü başlangıçta düşük dozlarda kullanılmalı ve dozlar yavaş yavaş artırılarak etkileri izlenmelidir.

Trisiklik antidepresanların, moklobemid gibi reversibl MAO-A inhibitörü tedavisinin sona ermesinden 24 saat sonra verilebileceği izlenimini doğuran kanıtlar vardır ama trisiklik bir antidepresandan sonra MAO-A inhibitörü kullanılacaksa, arada en az

2 haftalık bir ilaçtan arınma dönemi bırakılmalıdır.

Selektif serotonin geri-alım inhibitörleri : Bunların birlikte kullanılması, serotonerjik sistemde aditif etkilere yol açabilir. Fluoksetin ve fluvoksamin ayrıca, imipraminin plazma konsantrasyonlarını artırabilir ve buna bağlı advers etkilere neden olabilir.

Merkezi sinir sistemi depresanları : Trisiklik antidepresanlar alkolün ve merkezi sinir sisteminde depresyon yapan ilaçların (örn : barbitüratlar, benzodiazepinler veya genel anestetikler) etkilerini güçlendirebilir.

Nöroleptikler : Nöroleptiklerin birlikte alınması, trisiklik antidepresanların plazma düzeylerini yükseltebilir, konvülsiyon eşiğini düşürebilir ve nöbetlere neden olabilir. Tiyoridazinle birlikte kullanım, şiddetli kardiyak aritmilerle sonuçlanabilir.

Adrenerjik nöron blokerleri : Tofranil guanetidin, betanidin, rezerpin, klonidin ve alfa-metildopa gibi adrenerjik nöron blokerlerinin antihipertansif etkisini azaltabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir.

Hipertansiyon nedeniyle ilaç kullanılması gereken ve Tofranil alan depresyon vakalarında, farklı bir tip antihipertansif (diüretik, vazodilatör veya beta bloker) kulanılmalıdır.

Antikoagülanlar : Trisiklik antidepresanlar kumarin grubu ilaçların antikoagülan etkilerini, bu ilaçların karaciğerdeki metabolizmalarını inhibe ederek artırabilir. Bu nedenle plazma trombin düzeyinin dikkatle izlenmesi önerilir.

Antikolinerjik ilaçlar : Trisiklik antidepresanlar fenotiyazin, antiparkinson ilaçlar, antihistaminler, atropin ve biperiden gibi antikolinerjik ilaçların gözdeki, merkezi sinir sistemindeki, barsaktaki ve mesanedeki etkilerini artırabilir.

Sempatomimetik ilaçlar : Tofranil adrenalin, noradrenalin, izoprenalin, efedrin ve fenilefrin (örneğin lokal anestetikler) gibi ilaçların kardiyovasküler etkilerini şiddetlendirebilir.

Kinidin : Trisiklik antidepresanlar, kinidin tipi antiaritmiklerle birlikte kullanılmamalıdır.

Karaciğer enzim indüksiyonuna yol açan ilaçlar : Karaciğerdeki mono-oksijenaz sistemini aktive eden barbitüratlar, karbamazepin, fenitoin, nikotin ve doğum kontrol hapları gibi ilaçlar imipramin metabolizmasını hızlandırıp plazma düzeylerini azaltarak etki azalmasına yol açabilir. Plazmadaki fenitoin ve karbamazepin düzeyleri yükselebilir ve buna bağlı advers etkiler görülebilir. Bu ilaçların dozajının ayarlanmasına ihtiyaç duyulabilir.

Simetidin, metilfenidat : Bu ilaçlar trisiklik antidepresanların plazma konsantrasyonlarını yükseltebildiğinden, söz konusu antidepresanların dozlarını azaltmak gerekir.

Estrojenler : Estrojenlerin bazen Tofranil'in etkisini çelişkili olarak azalttığını, ancak bazen de Tofranil toksisitesine neden olduğunu gösteren kanıtlar vardır.

KULLANIM ŞEKLİ VE DOZ

Dozaj ve uygulama yöntemi, her hastanın durumuna göre düzenlenmelidir. Amaç, mümkün olan en düşük dozlarla optimal etki elde etmek ve doz artırımını, özellikle Tofranil'e, orta yaş gruplarına kıyasla daha güçlü tepki gösteren adolesans çağındaki gençlerde ve yaşlılarda olmak üzere dikkatle gerçekleştirmektir.

Doktor tarafından başka bir şekilde tavsiye edilmediği takdirde aşağıdaki dozlar uygulanır:

Depresyon ve depresif sendromlar

Ayakta tedavi gören hastalarda : Tedaviye günde 1-3 defa 25 mg'la başlanır. Günlük dozajı yavaş yavaş 150-200 mg'a yükseltilir. Bu dozaja ilk haftanın sonunda ulaşılmalı ve belirgin düzelme sağlanıncaya kadar kullanılmalıdır. Dozun dikkatle azaltılması yoluyla her hastada ayrı ayrı belirlenmesi gereken idame dozu, genellikle günde 50 -100 mg arasındadır.

Hastanede tedavi gören hastalarda : Tedaviye günde 3 defa 25 mg ile başlanır. Dozaj her gün 25 mg artırarak günlük doz 200 mg'a çıkıncaya kadar artırılır ve bu dozaja, hastanın durumu düzelinceye kadar devam edilir. Ağır vakalarda doz, günde 3 defa 100 mg'a yükseltilebilir. Açıkça düzelme elde edildikten sonra idame dozu, hastanın gereksinimine göre belirlenmelidir (genellikle günde 100 mg).

Panik ataklar

Başlangıçta hergün 10 mg'lık 1 tablet, olasılıkla benzodiazepinle birlikte kullanılır (bkz. Uyarılar/Önlemler). Tolere edilme durumuna göre dozaj, istenilen cevap alınıncaya kadar yükseltilir ve benzodiazepin kullanımına yavaş yavaş son verilir. İhtiyaç duyulan günlük dozaj, hastadan hastaya büyük değişiklikler gösterebilir ve 75-150 mg arasında değişebilir. Gerekirse 200 mg'a yükseltilebilir. Tedavinin 6 ay devam ettirilmesi önerilir. Bu zaman içerisinde idame dozu yavaş yavaş azaltılmalıdır.

Kronik ağrılı durumlar

Doz hastaya göre ayarlanmalıdır (günde 25 - 300 mg). Günde 25-75 mg, genellikle yeterli olmaktadır.

Yaşlı hastalar

Tedaviye günde 1 defa 10 mg'lık tabletle başlanır. Daha sonra bu dozaj, 10 gün içerisinde yavaş yavaş artırılarak optimal düzey olan günde 30 - 50 mg'a yükseltilir ve tedavinin sonuna kadar bu dozaj kullanılır.

Çocuklar

Tedaviye günde 1 defa 10 mg'lık tabletle başlanır. Daha sonra günlük dozaj 10 gün içerisinde, 5-8 yaşındaki çocuklarda 2 tablete, 9-14 yaşındaki çocuklarda 20-50 mg'a ve 14 yaşından büyük çocuklarda 50-80 mg'a yükseltilir. Çocuklardaki olası kardiyotoksik etkilere karşı korunmak amacıyla günlük dozaj, 2.5 mg/kg'ı aşmamalıdır.

Enürezis nokturna (sadece 5 yaşındaki veya daha büyük çocuklarda)

Önerilen doz, günde 1.7 mg/kg'dır. Başlangıç dozları 5-8 yaşmdaki çocuklarda günde 10 mg'lık 2-3 tablet, 9 -12 yaşındaki çocuklarda günde 25 mg'lık 1-2 tablet, daha büyük çocuklarda günde 1-3 defa 25 mg'lık tablet şeklindedir. Daha yüksek dozlar, tedaviye 1 hafta içerisinde tam cevap alınamayan hastalarda kullanılır. Tabletler akşam yemeğinden sonra tek bir doz şeklinde alınmalıdır, ama geceleri yatağını erken ıslatan çocuklarda dozun bir bölümü daha erken saatlerde (öğleden sonra saat 4'te) verilir. İstenilen cevap alındıktan sonra tedaviye 1-3 ay devam edilmeli ve doz yavaş yavaş idame dozuna düşürülmelidir.

5 yaşından küçük çocuklarda bu konuda deneyim yoktur.

DOZ AŞIMI

Tofranil'in aşırı dozlarda alınmasının belirti ve semptomları, diğer trisiklik antidepresanlarda görülenlere benzerdir. Kardiyak anormallikler ve nörolojik bozukluklar, başlıca komplikasyonlardır. Çocuklarda ne miktarda olursa olsun kazara Tofranil alınması, ağır ve ölümle sonuçlanabilecek bir olay olarak değerlendirilmelidir.

Belirti ve semptomlar : Semptomlar, aşırı dozun alınmasını izleyen 4 saat içerisinde gözükür ve 24 saat sonra maksimal şiddet derecesine ulaşır. Emilimdeki gecikme (aşırı doza bağlı antikolinerjik etkinin artması), yarılanma ömrünün uzun olması ve ilacın enterohepatik dolaşıma girmesi hasta riskinin 4-6 gün kadar devam etmesine yol açabilir.

Şu semptomlar ve belirtiler görülebilir :

Merkezi sinir sistemi : Uyuşukluk, stupor, koma, ataksi, huzursuzluk, ajitasyon, reflekslerde şiddetlenme, kaslarda rijidite ve koreoatetoid hareketler, konvülsiyonlar.

Kardiyovasküler sistem : Hipotansiyon, taşikardi, aritmiler, iletim bozuklukları, şok, kalp yetmezliği, çok ender olarak dolaşım durması.

Diğer : Solunum depresyonu, siyanoz, kusma, ateş, midriyasis, terleme, oligüri veya anüri oluşabilir.

Tedavi : Spesifik antidot mevcut olmadığından tedavi temelde semptomatik ve destek tedavisi şeklindedir.

Aşırı doz Tofranil alındığından şüphe edilen herhangi bir kişi ve özellikle de çocuk hastaneye yatırılmalı ve en az 72 saat boyunca yakın gözetim altında tutulmalıdır.

Hastanın bilinci tam olarak yerindeyse, mümkün olan en kısa zamanda midesi yıkanmalı veya kusturulmalıdır. Hastanın bilinci yerinde değilse hava yolu, lavaja başlamadan önce balonlu bir endotrakeal tüple güvence altına alınmalı ve hasta kusturulmamalıdır. İlacın antikolinerjik etkileri midenin boşalmasını geciktirebileceğinden, bu önlemlerin aşırı dozun alınmasından sonra 12 saate kadar hatta daha uzun süre devam ettirilmesi gerekir. Aktif kömür verilmesi, ilacın emilimini azaltabilir.

Semptomların tedavisinde modern yoğun bakım yöntemleri kullanılır; kalp fonksiyonu, kan gazları ve elektrolitler aralıksız izlenir; gerekirse antikonvülsif tedavi, suni solunum, geçici olarak kalp pili takılması, plazma hacminin genişletilmesi, intravenöz damla yöntemiyle dopamin veya dobutamin kullanılması ve reanimasyon önlemleri gibi acil önlemler alınır. Fizostigminin şiddetli bradikardi, asistol ve nöbetler yapabildiği bildirildiğinden, aşırı doz Tofranil alındığında bunun kullanılması önerilmez. Tofranil plazma konsantrasyonlarının düşük olması nedeniyle hemodiyaliz ve periton diyalizi etkisizdir.

SAKLAMA KOŞULLARI

30 °C'nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız. Nemden koruyunuz.

TİCARİ TAKDİM ŞEKLİ VE AMBALAJ MUHTEVASI

Tofranil 10 mg 50 draje, blister ambalajda.

PİYASADA MEVCUT DİĞER FARMASÖTİK DOZAJ ŞEKİLLERİ

Tofranil 25 mg 50 draje, blister ambalajda.

RUHSAT SAHİBİ VE ÜRETİM YERİ

Novartis Sağlık, Gıda ve Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. 80640 4.Levent - İstanbul, Novartis Pharma AG, Basel, İsviçre lisansı ile üretilmiştir.

RUHSAT TARİH VE NUMARASI

18.04.1977 -125/66 Reçete ile satılır.

Bu Bölüm Sadece Sağlık Profesyonelleri İçindir. Giriş yapınız yada Üye olunuz.