Şekerim Şeker

Ecz. Hafize Aslan kullanıcısının resmi

Bakmayın siz adının şeker olduğuna. Başınıza açacağı sorunlar pek tatlı değil.

 

Başta Amerika olmak üzere tüm dünya ülkelerinde hızla yayılan hazır gıda tüketimi ve hızlı beslenme şekli nedeniyle günümüzde pek çok insan kan şekeri oranını ayarlayamaz hale geldi.

 

O güzelim tatlılar, dondurmalar, makarnalar, börekler, pilavlar, meyveler, bal ve reçelli kahvaltılar yenirken iyi de bize nelere mal olduğunu düşündünüz mü hiç.

 

Halk arasında bir söz vardır; derler ki şeker hastası kendi mutfağının hırsızı olur muş.

 

Bu söz bir bakıma doğru çünkü adını, saydığım hepimizin sevdiği bu yiyecekler şeker yakanıza yapışınca size yasaklanıyor ama kendisini durduramayan pek çok hastam var ki gizli gizli yiyor bunları.

 

Şekeri vücudumuza ya doğrudan şekerli gıda yiyerek alırız ya da makarna, pilav ve börekler vücutta son olarak şeker haline dönüşür.

 

Vücudumuzda pankreas denilen organımızdan insülin denilen bir madde salgılanır. Bu madde yiyeceklerden kana geçen şekeri alıp hücrelere götürür ki hücreler canlılıklarını sürdürebilsin.

 

Eğer vücudunuzun hastalıklara dayanma gücünü yok eden ağır bir hastalık, hamilelik ya da spor faaliyeti gibi bir durumla karşılaşmışsanız vücut bazen bilinmeyen bir sebeple kendi hücrelerine zarar verir. Bu sırada pankreasın insülin yapan hücreleri de zarar görür ve yeterince insülin salgılanamaz. İnsülin olmayınca tabi kandaki şekerde hücrelere geçemez. İşte bu şekilde Tip 1 dediğimiz şeker hastalığı türü gelişir. Daha çok gençlik veya çocuklukta başlar.

 

Bir de daha çok erişkinlerde görülen şeker hastalığı tipi vardır ki buna biz Tip 2 diyabet diyoruz. Hani şu sağlık kurulu raporlarınızda Tip 2 Diabetes Mellitus diye yazar ya işte ondan.

 

Bu tip şekerde pankreasınız insülin üretir ama vücudunuz bilemediğimiz bir sebepten bunu kullanıpta hücrelere şeker taşıyamaz. Hatta zamanla pankreasta zarar görür ve insülin de üretilmemeye başlanır.

 

Çok su içer, çok yemek yer, çok idrara çıkarsınız.

Sebepsiz zayıflarsınız, yorulursunuz.

Ağzınız kurur, ellerinizi ayaklarınızı ateş basar karıncalanır.

Cildiniz kurur, gözleriniz bulanık görebilir.

 

Bunların hepsi birden olacak değildir ama bir ya da birkaçı sizi şüphelendirmeye yetmelidir. Çünkü erken teşhiste vücut hücrelerinin tahribatı daha aza indirilebilir.

 

Bu tip değişiklikler hissederseniz en yakın sağlık kuruluşunda kan tahlilinizi yaptırarak mutlaka şekerinize baktırın.

 

Özellikle 40 yaşın üzerindekiler, şişmanlar ve aile geçmişinde şeker hastası bulunanlar.

 

Peki, ne yapmalıyız da bu hastalıktan korunmalıyız ya da eğer şeker hastası olmuşsak nasıl önlemler alalım ki tedavimize yardımcı olsun.

 

Pek çok hasta eczaneme geldiğinde ellerinde bir şeker hastalığı raporu ve bir sürü şeker ilacının olduğu reçete bulunur.

Hastalar çok sık doktor değiştirmiş ve her doktor farklı bir ilaç vermiş oluyor. Yanlarında bir torba ilaçla dolaşıp bazen bilmeden aynı etkili ilaçları bir arada kullanıyorlar.

 

Sevgili şeker hastaları; mümkün olduğunca sizin hastalığınızın seyrini bilen tek doktora gidiniz. Bu doktor açısından da sizi takip edebilmesi için kolaylık sağlayacak ve gereksiz ilaç kullanmanızı da engelleyecektir.

 

Ülkemizin koşulları düşünüldüğünde bunun zor olduğunu biliyorum ama gerek doktorların sağlıklı ve rahat çalışabilmesi, gerek ilaçlarınızın eczanelerde torba torba birikmesinin ve ilaç israfının engellenmesi ve gerekse sizin gereksiz ilaç tüketiminizin azaltılması için hastalığınızın takibi önemlidir.

 

Bir şeker raporunuz olsa bile sık sık kan şekerinizi ölçerek takip ederseniz, yaşam şartlarınızı düzenleyici bir tetikleme olur size.

 

Hedefiniz kan şekeri seviyenizi 120 nin altına çekmektir.

 

Şeker hastalarım ilaçlarını alırken yakınırlar. Avuç dolusu ilaç alıp evlerine döner ve aynı beslenme ve hayat tarzıyla devam ederler.

 

Sevgili şekerliler;

 

Börek, pasta, pilav, makarna, ekmek, tatlılar, şekerlemeler, çikolatalar, yapay meyve suları, şekerli asitli içecekler, kuru kayısı, kuru incir, vb. kuru gıdalar sizin için risklidir ve mümkün olduğunca sınırlı tüketmeniz gereken yiyeceklerdir.

 

Üzüm, incir, muz, karpuz fazla tercih ettiğiniz meyveler olmasın.

 

Oturmak ve hareketsizlik de şekeri ilerletir.

 

Yüzünüzün asıldığını görür gibiyim. Ama şu anda bütün dünya bu hastalığa çare bulmaya çalışıyor. Çocuklar ve erişkinler için şekeri ve birçok hastalığı davet eden şişmanlık bizim ülkemizin de başında maalesef.

 

Hamburgerler, kızarmış tavuklar, tatlılar çocuklarımızı gençlerimizi sağlıklı hayattan uzaklaştırıyor. Sürekli televizyon ya da bilgisayar başında oturup hareketsizleşiyoruz ve şekere davetiye çıkarıyoruz.

 

Daha çok sebze yemekleri, ızgara ya da haşlanmış etler, salatalar, az şekerli meyveler, süt ayran soda gibi içecekler tercih edilmelidir.

 

Her gün yapamasanız bile haftada 3 kere günde 40 dk yürüyün. Ya da herhangi bir sporu yapın.

 

Eğer canınız çok çekerse sevdiğiniz bir şeyden az miktarda tüketin ama bir sonraki öğünü sebze ve salata ile geçirin. Sık sık şekerinizi ölçün.

 

Şekeri şeker gibi tatlı tatlı idare edebilmeniz için iradenizi biraz zorlayın.

 

Şekersiz şeker gibi günleriniz olsun.